İçeriğe geç

DuygularTürkçe

Mert ve Köpüklü Çeşme

Mert sepetine armut dolduruyordu. Bahçedeki dallar armutla doluydu ve o kadar aşağıdaydı ki elleri hepsine yetiyordu. Babaanne armutlu kek yapacaktı, Mert de ona yardım edecekti.

"Sepeti doldur da gel, Mert'im," demişti Babaanne. "Kek fırına girmek için sabırsızlanıyor."

Yalnız bir armut vardı yukarıda. En büyüğüydü, sapsarıydı, en tepedeki dalda duruyordu. Mert onu da istiyordu. Babaanneye en büyük armutu götürmek istiyordu.

Zıpladı. Yetişemedi. Bir daha zıpladı. Yine olmadı. Yerden bir çubuk aldı, kolunu uzattı, armuta dürttü. Çubuk kısa kaldı. Armut yerinde durdu.

"Of!" dedi Mert. Karnı ısındı. Yüzü ısındı. Elleri sımsıkı yumruk oldu. Ayağını yere vurdu, güm, güm!

Sepeti alıp hızlı hızlı yürüdü. Çeşmenin önünde durdu, yüzünü yıkayacaktı. Bu çeşme biri şarkı söyleyince su yerine köpük fışkırtırdı. Mert şarkı söylemiyordu. Hırlıyordu.

"Grrr!"

Çeşme hırlamayı şarkı sandı. Pof! Kocaman bir köpük üfledi. Köpük Mert'in burnuna kondu.

Mert gözlerini kırpıştırdı. Sonra karnına dokundu. Sıcaktı, kaynayan çaydanlık gibi.

"Merhaba öfke," dedi. "Seni tanıdım. Karnımdasın."

Çorbayı soğutur gibi üç kere üfledi. Fuuu. Fuuu. Fuuu. Çeşmenin köpükleri küçüldü, pıt pıt pıt patladı. Mert'in elleri açıldı.

Sonra sepete baktı. Armutları yavaşça çimene boşalttı. Armutlar yuvarlandı, biri çeşmenin arkasına kadar gitti! Mert güldü. Sepeti ters çevirdi ve üstüne çıktı.

Sepet biraz sallandı. Mert kolunu uzattı, parmak uçlarında yükseldi. Büyük armut dalından kopup avucuna düştü.

"Yakaladım!" dedi.

Armut ağırdı, serindi, tatlı kokuyordu. Mert onu sıkıca tuttu. Çeşme hâlâ küçük köpükler üflüyordu, her biri havada bir an durup pıt diye patlıyordu.