İçeriğe geç

Hayvanlar ve doğaTürkçe

Duman ve Kırmızı Yumak

Duman sabah uyandı ve yolun ortasında kırmızı bir yumak buldu.

"Bu benim olsun," dedi. Duman mahallenin sokak kedisiydi. Evi, erik ağacının altındaki sıcak kutuydu. Yumağı oraya götürüp bütün gün oynamak istedi.

Pençesiyle dürttü. Yumak yuvarlandı, yuvarlandı, kırmızı yumak! İpi arkasında uzayıp gitti. Yumak bakkalın önüne geldi, büyük bir elma kasasının altına girdi ve durdu.

Duman kasayı itti. Kasa kıpırdamadı. Kafasıyla itti. Yine kıpırdamadı. Kasa elmalarla doluydu ve çok ağırdı.

Bakkal Hasan Amca raflara elma diziyordu.

"Günaydın, Duman," dedi. "Ben elma dizerim, kasa da burada durur. Bana bakma."

Duman oturdu. Kuyruğunu yere vurdu. Tam o sırada fırının kapısındaki çan kendi kendine çaldı: tın, tın! Çan hep böyleydi. Rüzgâr hangi yöne dönse çalardı, mahallede kimse şaşırmazdı.

Rüzgâr dönünce kırmızı ip havalandı. Duman ipe baktı. İp yoldan geliyordu, kasanın altına giriyordu. Yumak oradan girmişti. Demek ki oradan da çıkabilirdi!

Duman ipi dişleriyle tuttu. Geri geri yürüdü. Çek, çek, çek. Kasanın altından hışırtı geldi. Sonra pat! Yumak fırladı ve Hasan Amca'nın ayakkabısına çarptı.

"Aaa!" dedi Hasan Amca. Elmalardan biri yere düştü ve yuvarlandı.

Duman gülmedi, ama bıyıkları titredi. Yumağı pençesiyle yakaladı. Yuvarlandı, yuvarlandı, kırmızı yumak! Yol boyunca erik ağacına kadar yuvarlandı ve kutunun içine zıpladı.

Duman da kutuya girdi. Yumağı karnının üstüne aldı, kıvrıldı. Uzaktan fırının çanı bir daha çaldı: tın. Duman'ın içinden ince bir mırıltı çıktı, yumak da onun nefesiyle yavaşça sallandı.