İçeriğe geç

DuygularTürkçe

Küçük Bulut Pamuk

Pamuk sabah uyandığında, aşağıda bir su birikintisinin davul gibi çaldığını gördü.

Dum! Dum! Pazar yerinin yanında Deniz adında bir kız, sepetini yere bırakmış, birikintiye zıplıyordu. Birikinti her seferinde "dum!" diyordu. Kimse buna şaşırmıyordu. Birikintiler hep böyleydi.

Pamuk ise şaşırmadı, çünkü çok üzgündü. Pamuk, pamuk şekeri gibi küçük bir buluttu. Büyük bulutlar sabahleyin yağmurlarını yağdırıp gitmişti. Pamuk geç kalmıştı. Bahçedeki ayçiçeği de başını eğmiş, susuz kalmıştı. Pamuk ona yağmur vermek istiyordu.

"Biraz daha, Pamuk," dedi kendi kendine, ve sıktı kendini. Hiçbir şey çıkmadı.

Bir daha sıktı. Yine hiçbir şey.

Sonra rüzgâra seslenmeyi düşündü. Ama rüzgâr büyüktü, hızlıydı, bir de gürültülüydü. İstemek zor geldi. "Ben yaparım," diye fısıldadı. Havaya zıpladı, olduğu yerde döndü, kendini salladı. Yalnızca bir tutam çiseleme düştü, o da ayçiçeğine değil, çatının üstüne.

Pamuk'un omuzları çöktü. Daha da küçüldü.

O sırada Deniz yine zıpladı. Dum! Ama bu sefer sepetindeki bir elma yuvarlandı ve birikintiye düştü. Birikinti hıçkırır gibi bir ses çıkardı: "Dum-pıt!" Elma havaya fırladı, Deniz'in başına kondu.

— Hay aksi! dedi Deniz, gülerek.

Pamuk bir kıkırdadı. Sonra bir tane daha. Kıkırdaması yanlarından aşağı doğru titreşti.

"Hik hik hik!"

Gülerken sıkmayı unutmuştu. Karnı çalkalandı, kıpır kıpır oldu, ve damlalar kendiliğinden dökülmeye başladı. Çıp, çıp, çıp. Hem de tam ayçiçeğinin üstüne.

Ayçiçeğinin yaprakları titredi. Sapı yavaşça doğruldu.

Deniz başını kaldırdı ve elmayı ısırdı. Pamuk hâlâ hafifçe gülüyordu. Damlalar yapraklara düşüyor, birikinti de arada bir yumuşakça "dum" diyordu.