İçeriğe geç

Hayal gücü ve merakTürkçe

Defne Ana Hıdırellez Dilek Kâğıdı

Defne parmak uçlarında yükselmiş, küçük kâğıdı gül dalına uzatıyordu. Kâğıdın üstünde tek bir cümle vardı: "Fasulye fidem boy atsın."

Sera, fidelerle doluydu. Fasulyeler toprağı yeni yeni delmişti. Defne en küçüğüne her sabah su veriyordu. Bu gece Hıdırellez'di, dilek gecesiydi. Dedesi kapıda fener tutuyordu.

"Kâğıdı dala bağla, kızım," dedi Dede. "Gül dalı dileği taşır."

Ama Defne tam bağlayacakken kâğıt parmaklarından kaydı. Fış! Havada bir kelebek gibi döndü, rafın altına süzüldü.

Defne koştu. Tam tuttum derken kâğıt yine kaçtı.

"Kaçma, kaçma," dedi Defne.

Bir sandalye çekti, üstüne çıktı. Sandalye sallandı. Defne de sallandı. Kâğıt ise rafın tepesine uçtu.

"Dede!"

"Ben feneri tutuyorum," dedi Dede. "Dilek senin."

Defne sandalyeden indi. Ayakları hâlâ titriyordu. Derin bir nefes aldı. Sonra kâğıda baktı ve bir şey fark etti. Koşarken kâğıt uçuyordu. Durunca da yavaşlıyordu.

Demek her koşusu, kâğıdı kendinden uzağa üflüyordu.

Defne olduğu yerde durdu. Elini açtı, avucunu havaya tuttu. Kıpırdamadı.

"Dur, Defne, dur," dedi kendi kendine.

Kâğıt yavaş yavaş aşağı geldi. Bir tüy gibi. Sonra avucuna kondu, hafifçe gıdıkladı.

Defne kâğıdı bir ipe bağlayıp gül dalına düğümledi. Bu sefer kaçmadı.

Tam o sırada dışarıda yağmur başladı. Uzaktaki tepe her yağmurda yaptığı gibi mırıldandı: "Hmmmm." Kimse şaşırmadı. Tepe hep böyle yapardı.

Defne en küçük fidenin yanına çömeldi. Yaprağın ucunda minik bir su damlası titriyordu. Damla yavaşça kaydı, toprağa düştü. Tıp.