İçeriğe geç

Hayvanlar ve doğaTürkçe

Boncuk ve Çarşamba Ayı

"Bugün çarşamba, ay tepeye inecek!" dedi Boncuk.

Boncuk meraklı küçük bir yavru kediydi. Her çarşamba ay tepeye inerdi, Hasan Amca da onu parlatırdı. Köyde kimse buna şaşmazdı. Ama Boncuk bir şeyi çok merak ediyordu: Ayın öbür yüzünde ne vardı?

Tepeye koştu. Ay orada duruyordu, kocaman ve yuvarlak, bir süt tabağı gibi. Hasan Amca bezle onu ovuyordu.

"Hasan Amca, öbür yüzüne bakabilir miyim?"

"Şimdi olmaz yavrum," dedi Hasan Amca. "Benim çok işim var."

Boncuk ayın çevresinde yürümeye başladı. Yürüdü, yürüdü, ama ay o kadar büyüktü ki hâlâ aynı yüzdeydi. "Bir bakayım, bir bakayım," diye mırıldandı.

Sonra tırmanmayı denedi. Pençelerini açtı, zıpladı. Ciyk! Ay çok kaygandı. Boncuk kayıp çimenlerin üstüne oturdu.

Bir daha denedi. Ciyk! Yine oturdu.

Boncuk kuyruğunu ayaklarına doladı ve düşündü. Hasan Amca bezi sağa sola sürdükçe gıcır gıcır ses geliyordu. Bir de ne olsun? Ay her ovuşta azıcık dönüyordu!

"Ben ayın yanına gitmeyeceğim," dedi Boncuk. "Ay bana gelsin."

Oturdu ve bekledi. Gıcır, gıcır. Ay azıcık döndü. Gıcır, gıcır. Biraz daha döndü.

Birden bez havada uçtu ve Boncuk'un burnuna kondu.

"Hapşu!" dedi Boncuk.

"Aman, pardon!" dedi Hasan Amca, gülerek.

Boncuk burnunu sildi, başını kaldırdı. Ayın öbür yüzü tam karşısındaydı. Orada küçük, yuvarlak bir çukur vardı, içi ışık doluydu. Çukurun içinde bıyıklı, minik bir yüz duruyordu. Bıyıkları gümüş gibi parlıyordu.

"Merhaba," dedi Boncuk.

Küçük yüz de ona merhaba dedi.

Ay yumuşak yumuşak mırıldandı, Hasan Amca da onunla birlikte mırıldandı. Boncuk çimenlerin üstüne uzandı ve parlayan ışığın ısınan tüylerine dolduğunu hissetti.