İçeriğe geç

Hayvanlar ve doğaTürkçe

Fındık ve Çıngırak

Fındık'ın bir kulağı hep havada durur, öteki kulağı hep sarkardı. Küçük bir köpekti. Boynunda da küçük bir çıngırak taşırdı.

Bir gün Elif'le panayıra gitti. Orada çizgili çadırlar vardı. Atlıkarınca da hiç durmadan dönüyordu. Fındık yürüdükçe çıngırağı öterdi: çın çın, ben buradayım! Elif de onu hemen bulurdu.

Ama o sabah çıngırak yoktu. Fındık'ın boynunda mavi bir düğme sallanıyordu.

– Karga gelmiş, dedi Elif. Burada kargalar bir şeyi ödünç alır, yerine başka bir şey bırakır. Herkes bilir. Yağmur başlamadan çıngırağı bulalım, Fındık.

Gökyüzü griydi. Fındık koştu. Karga'yı bilet kulübesinin tepesinde buldu.

– Hav! Çıngırağım!

– Ödünç aldım, dedi Karga. Yavrum çok sevdi.

Fındık zıpladı. Samanlığa çıkıp oradan atlamak istedi. Ama pof! Saman balyasına gömüldü. Bir daha denedi. Yine pof!

Sonra oturdu ve düşündü. Yukarıya baktı. Kulübenin tepesinde küçük bir yuva vardı. İçinde minicik bir yavru karga ciyaklıyordu. Çıngırak yanında çın çın öttükçe susuyordu. Sonra yavru, Fındık'ın boynundaki mavi düğmeye baktı. Gagasıyla havada bir şey gösterdi.

Fındık başını eğdi. Düğme boynunda parladı.

– Bu da onun olsun, dedi Fındık ve düğmeyi dikkatle yuvanın yanına bıraktı.

Yavru karga neşeyle ciyakladı. Karga başını yana eğdi.

– Peki, dedi. Ama biz hep başka bir şey geri veririz.

Küçük, gümüş renkli bir çıngırak düştü. Fındık'ın boynunda tın tın diye öttü. Eskisinden daha ince bir sesi vardı.

Tam o sırada tak, tak, tak! İlk damlalar çadırın üstüne vurdu. Fındık ve Elif koşarak çizgili çadırın altına girdiler.

Yağmur çadırı davul gibi çaldı. Fındık başını salladı. Bir kulağı havada, bir kulağı sarkık, yeni çıngırağı da tın tın, tın tın diye öttü.