Cesaret ve korkularTürkçe
Ela ve Eksik Şarkı
Ela, yastığını iki koluyla sıkı sıkı tutarak Mert'in odasına girdi. Bu gece ilk kez evinden uzakta uyuyacaktı. Çok istemişti bunu. Yarın sabah Mert'le birlikte tavuklardan yumurta toplayacaklardı.
Işık söndü. Mert hemen uyudu. Ela uyuyamadı.
Evde annesi her gece aynı şarkıyı söylerdi.
– Uyu uyu küçük bulut, gökte yolun uzun…
Sonra ne gelirdi? Ela unutmuştu. Şarkı yarım kalınca uyku da gelmiyordu.
Önce koyun saydı. Üçüncü koyunda karıştı. Sonra yastığa sarıldı. Yine olmadı.
Ela parmak uçlarında mutfağa gitti. Nine yün örüyordu.
– Nine, uyu uyu küçük bulut, sonra ne?
– Bilmem kuzum, ben ilmek sayıyorum. Bir ilmek, iki ilmek…
Ela başını salladı. Babaya gitti. Baba bardakları kurutuyordu.
– Baba, uyu uyu küçük bulut, sonra ne?
– Hımm. Yağmur yağıyor, seller akıyor!
– O başka şarkı, dedi Ela ama güldü.
Bahçeden horozun uykulu sesi geldi.
– Üç… iki… bir…
Fındık uykusunda hep geriye sayardı. Kimse buna şaşırmazdı. Ela da şaşırmadı. Sadece biraz daha güldü.
Sonra mutfak sessiz kaldı. Musluktan bir ses duyuldu.
Tık. Tık. Tık.
Ela musluğa baktı. Küçük bir damla büyüdü, büyüdü, düştü. Tıpkı gökten düşen bir yağmur damlası gibi.
– Bulut… damla… dedi Ela yavaşça.
Sonra birden şarkı ağzından çıktı:
– Uyu uyu küçük bulut, gökte yolun uzun. Damla damla uyku gelir, gözlerin olsun kapkara bir tuncun!
Hayır, bu son kısım hiç öyle değildi. Ela kıkırdadı. Ama damla damla uyku gelir kısmı ona çok yakışmıştı.
Odaya döndü, yatağına girdi, yastığını kulağına bastırdı. Şarkıyı fısıltıyla bir kere daha söyledi.
Mutfaktan tık, tık geliyordu. Bahçeden Fındık'ın sesi:
– İki… bir…
Ela'nın gözleri yavaş yavaş kapandı.