İçeriğe geç

Cesaret ve korkularTürkçe

Terlikteki Işık

Ela'nın terliğinin içinde küçük bir ışık yanıyordu.

Ela eğilip baktı. Işık kıpırdadı. Bu bir ateş böceğiydi!

"Merhaba," dedi böcek. "Ben Pırıl. Yağmur yaprağımı uçurdu. Bu gece burada kalabilir miyim?"

"Kalabilirsin," dedi Ela. "Ben de uyumak istiyorum. Ama gök çok gürlüyor."

Gümm, dedi gök. Pırıl'ın ışığı söndü. Sonra yine yandı.

Ela yastığını başına koydu. Gümm, dedi gök. Yastığın içinden bile duyuldu.

Ela koyun saymaya başladı. Bir, iki, üç… Gümm! Kaç olduğunu unuttu.

"Ben de uyuyamam," dedi Pırıl. "Her gümmde ışığım kaçıyor."

Ela yatağında oturdu. Tam o sırada karnından bir ses geldi.

Gurr.

Ela durdu. Dinledi.

Gümm, dedi gök. Gurr, dedi karnı.

"Pırıl!" dedi Ela. "Benim karnım da gürlüyor!"

"Belki gök de acıkmıştır," dedi Pırıl. "Ben yaprak yerim. Ama gökyüzü ne yer, bilmem."

Ela komodinin üstüne baktı. Orada yarım simit duruyordu. Ela pencereyi azıcık açtı. Simidin bir parçasını pervaza koydu.

"Gök, bu senin," dedi. "Ama hepsini yeme. Bir parça da benim."

Soğuk bir rüzgâr içeri girdi. Ela simidin kalanını ikiye böldü. Yarısını yedi. Yarısını Pırıl'ın yanına bıraktı. Pırıl kırıntıyı koklayıp güldü.

Gümm, dedi gök. Bu sefer daha uzaktan.

Gurr, dedi Ela'nın karnı. Ama bu sefer küçücük bir gurrdu.

Gümm, dedi gök, çok uzaktan, uykulu bir esneme gibi.

Yağmur camda tik tik tik etti. Pırıl, Ela'nın yastığının kenarına kondu. Işığı yumuşacık yandı, bir mum gibi. Ela'nın gözleri yavaş yavaş kapandı.