İçeriğe geç

Cesaret ve korkularTürkçe

Ada ve Ay Işığı Boncuğu

Ada yatağında oturmuş, gece lambasının düğmesine basıp duruyordu.

Tık. Tık. Lamba yanmadı.

Ada bu gece kendi odasında, tek başına uyumak istiyordu. Fenerin en üst katındaki oda ona hep büyük gelirdi. Ama bu gece büyük kız olacaktı. Şimdi lamba bozuktu ve dolabın yanındaki köşe simsiyah olmuştu.

"Karanlık sadece karanlık," dedi Ada. Sesi küçük çıktı.

Önce yorganı başına çekti. Altı sıcacıktı ama Ada hiçbir şey göremedi ve bu hiç hoşuna gitmedi. Sonra saymaya başladı: bir, iki, üç. Köşe yine de yerinden kıpırdamadı.

Tak, tak, tak. Pencereden bir ses geldi.

Ada yorganı indirdi ve perdeyi azıcık araladı. Pervazda gri bir kuş duruyordu. Gagasında bir cam boncuk vardı. Kuş geriye geriye yürüyordu, çünkü bu adada kuşlar küçük eşyaları yuvadan yuvaya taşırdı, hem de her seferinde başka türlü. Dün biri başının üstünde taşımıştı. Kimse buna şaşırmazdı.

Kuş boncuğu pervaza koydu ve kanatlarını silkelemeye başladı. Boncuk yuvarlandı. Tıngır! Tam ay ışığının içinde durdu.

Duvarda minik, parlak bir nokta belirdi. Ada nefesini tuttu. Nokta usulca kaydı, yatağın üstünden geçti ve dolabın yanındaki köşeye vardı. Orada bir yığın oyuncak ve kırmızı bir sandalet vardı.

"Karanlık sadece karanlık," dedi Ada yine. Bu sefer gülüyordu. "Köşe de sadece köşe."

Kuş pervazda başını eğdi. Boncuğu almak istiyordu, çünkü teyzesinin yuvasına yetiştirmesi gerekiyordu. Ada boncuğu avucuna aldı, nokta bir kez daha dolabın üstünde dans etti. Sonra boncuğu kuşa uzattı.

Kuş boncuğu kaptı ve bu sefer yan yan uçtu. Ada kıkırdadı.

Perdeyi açık bıraktı. Ay ışığı yorganın üstüne gümüş bir yol gibi uzandı. Aşağıdan dalgaların sesi geliyordu, şşş, şşş. Ada yorganı çenesine kadar çekti ve gözlerini kapattı.