İçeriğe geç

Beden ve duyularTürkçe

Mavi Fırıldak

Ela parmak uçlarında yürüdü, oyuncakçının en yüksek rafına uzandı. Orada tek bir fırıldak kalmıştı. Kanatları kâğıttan, rengi maviydi.

– Nuri Amca, bunu alabilir miyim? Kardeşim Kerem hasta. Yatağından çıkamıyor. Fırıldağı görünce belki güler.

– Al bakalım, dedi Nuri Amca. Ama dükkân kapanıyor. Kapıdaki fener mavi yanıyor, bu gece yağmur yok. Yine de oyalanma.

Nuri Amca süpürgesini aldı, yerleri süpürmeye başladı. Toz havaya uçuştu. Ela'nın burnu gıdıklandı.

– Burnum gıdıklanıyor, dedi fısıltıyla.

Bir hapşırık geliyordu. Kocaman bir hapşırık! Fırıldağın kâğıt kanatları çok inceydi. Ela hapşırırsa hepsi buruşabilirdi.

Önce burnunu sıktı.

– Hah… hah…

Geçmedi.

Sonra gözlerini kapatıp ona kadar saydı. Bir, iki, üç…

– Hah… hah…

Yine geçmedi. Burnu gıdıklanıyordu, gıdıklanıyordu.

Ela fırıldağı arkasına sakladı. Başını omzuna çevirdi, hapşırığı oraya göndermeye çalıştı. Ama hapşırık çok büyüktü. Fırıldak elinde titredi.

– Olmaz, dedi Ela. Bu da olmaz.

Etrafına baktı. Yerde koca bir oyuncak ayı oturuyordu. Tüyleri kalın, karnı yumuşaktı. Ela fırıldağı sıkıca göğsüne bastırdı. Sonra yüzünü ayının karnına gömdü.

– Hapşuuu!

Ayının tüyleri havaya savruldu. Karnından da küçük bir ses çıktı.

– Cik!

Nuri Amca süpürgeyi bıraktı.

– Aaa! Ayı da hapşırdı sanki.

Ela kıkırdadı. Burnu artık gıdıklanmıyordu. Fırıldağa baktı. Kanatları hâlâ dümdüzdü.

– Bozulmamış, dedi.

– Hiç bozulmamış, dedi Nuri Amca gülerek. Şimdi yavaşça üfle bakalım.

Ela dudaklarını büzdü, usulca üfledi. Fırıldak döndü, döndü.

– Vızzz…

Kapıya yürüdüler. Mavi fener, mavi kanatların üstüne parlıyordu. Nuri Amca anahtarı çevirirken fırıldak yavaşlayıp yavaşlayıp durdu. Dükkânda yalnızca ayının ince "cik" sesi kaldı.