İçeriğe geç

İlk deneyimlerTürkçe

Kar Tepesindeki Sarı Kapı

Ela tepsiye oturmuş, karlı tepeden aşağı kayıyordu.

“Kaydır, kaydır, tepeden aşağı!” diye bağırdı.

Annesi arkada yürüyordu. Bugün Ela’nın doktora gitme günüydü. Tepenin dibinde sarı kapılı küçük bir ev vardı. Kapının yanında kırmızı bir zil ipi sallanırdı. Ela o ipi çekmek istiyordu. Hem de ilk o çekecekti.

Fışşş! Tepsi çok hızlı gitti. Sarı kapının önünden geçti, kar yığınına girdi. Ela’nın ayakları havada kaldı.

“Olamaz,” dedi Ela. “Durmam gerekiyordu!”

Kalktı, kapıya yürüdü. Ama ip çok yukarıdaydı. Parmak ucunda yükseldi. Yetişmedi. Zıpladı. Yine yetişmedi.

Tam o sırada kapı açıldı. Doktor Hanım çıktı. Elinde bir kase kuş yemi vardı.

“Günaydın Ela. Ben kuşları doyurmaya geldim,” dedi. “Zil çalmazsa ben de içeri girmem.”

Ela omuzlarını düşürdü. Doktor Hanım kuşların yanına gitti. O ipe bakmıyordu bile.

Ela kara baktı. Tepsiye baktı. Sonra tepsiyi tuttu, ters çevirdi. Kar yığınının sert yerine koydu. Dikkatle üstüne çıktı. Tepsi kaymadı.

Ela elini uzattı. İpi yakaladı ve çekti.

Çın çın çın!

Kuşlar havalandı. Doktor Hanım güldü. “Çok güzel çaldın!”

Annesi de tam o anda yetişti. “Aferin bana kızıma,” dedi.

İçeride Ela küçük bir sandalyeye oturdu. Doktor Hanım soğuk bir dinleme aleti gösterdi.

“Soğuk olacak,” dedi.

“Ay, buz gibi!” dedi Ela ve kıkırdadı.

“Şimdi sessiz ol. Dinle.”

Ela sustu. Şapkasından bir damla kar suyu yere damladı. Kalbi güm güm güm diye atıyordu, tıpkı karda yürüyen botlar gibi.