İlk deneyimlerTürkçe
Efe ve İnatçı Kapak
“Bugün yeni bir yemek var,” dedi Babaanne. Efe iki elini hemen kulaklarına bastırdı.
Tepe, sıcak yağmurdan sonra sarı, mor, pembe çiçeklerle dolmuştu. Efe ile Babaanne büyük bir taşın yanına oturmuştu. Sepetin içinde koca bir tencere duruyordu. Tencereden güzel, tuhaf bir koku çıkıyordu.
Efe elleri kulaklarında düşündü. Hep makarna yerdi. Ama bu koku burnunu gıdıklıyordu. Ellerini indirdi.
“Bir lokma deneyeceğim,” dedi. “Sadece bir tane.”
“Güzel,” dedi Babaanne. “Kapağı sen aç. Ben bulutlara bakacağım. Akşam olunca dünkü şekillerine dönecekler, kaçırmak istemem.”
Efe tutamağı tuttu ve çekti. Hııı! Kapak yerinden oynamadı.
Efe bu sefer ayaklarını taşa dayadı ve var gücüyle çekti. Hııı! Kapak yine yapışık kaldı. Ama Efe’nin elleri kaydı. Popo üstü yuvarlandı, çiçeklerin arasına düştü. Bir kelebek şaşırıp havalandı.
“Ben görmedim ama duydum!” dedi Babaanne ve gözünü bulutlardan ayırmadan güldü.
Efe saçındaki yaprakları topladı. Tencereye dikkatle baktı. Kapağın kenarında ince bir buğu vardı, kapak sıkı sıkı yapışmış gibiydi.
“Belki içeri biraz hava girmeli,” dedi kendi kendine.
Kaşığı aldı. Ucunu kapağın kenarına soktu ve yavaşça kaldırdı. Pşşş! Kapak gevşedi. Efe bu sefer tutamaktan çekti, kapak açıldı. Sıcacık buhar yüzüne vurdu.
Tencerede küçük, yeşil benekli, yuvarlak mücverler vardı. Efe bir tane aldı. Önce kokladı. Sonra ucunu azıcık ısırdı. Dışı çıtırdı, içi yumuşacıktı.
“Babaanne,” dedi ağzı doluyken. “Bir tane daha.”
Babaanne gülümsedi. Tam o sırada gökyüzünde bulutlar kıpırdadı, kıvrıla kıvrıla dünkü şekillerine döndü. Biri Efe’nin uçurtması gibi uzun kuyruklu oldu. Efe ikinci mücveri ısırdı, kaşık tencerenin kenarında tıngırdadı.