İlk deneyimlerTürkçe
Ece'nin Sallanan Dişi
Ece, ıslık çaldığında limandaki küçük teknelerin başını eğip ona selam verdiği tek çocuktu.
Her akşam iskeleye çıkar, akşam şarkısını çalardı. Tekneler de suda sallanıp ona karşılık verirdi.
Ama bu akşam ön dişi sallanıyordu. Ece ıslık çaldı.
– Fiş-pıt!
Tekneler durdu. Hiçbiri başını eğmedi.
– Bu diş yüzünden, dedi Ece. Düşsün de şarkıyı çalayım.
Önce dilini dişe dayadı ve itti. Diş sallandı, ama düşmedi. Sonra elmasını büyük bir ısırıkla kemirdi. Diş yine yerinde kaldı. Yanına bir martı kondu. Martı dişle ilgilenmiyordu. Sadece elmanın kırıntılarını bekliyordu.
– Sen de yardım etmiyorsun, dedi Ece.
Martı kırıntıya baktı, Ece'ye bakmadı.
Ece derin bir nefes aldı ve bir daha denedi.
– Fiş-pıt!
Küçük kırmızı tekne bir sallandı, halatı takırdadı. Sanki kıkır kıkır gülüyordu. Ece dikkatle baktı. Öbür tekneler de titriyordu. Hepsi gülüyordu!
– Siz bana gülüyorsunuz! dedi Ece.
Kendi de gülmeye başladı. Önce kıkır kıkır, sonra kahkahayla, karnı oynayana kadar. Gülerken bir "hık!" sesi çıktı ve dişi pıt diye avucuna düştü.
Ece avucuna baktı. Küçücük, beyaz bir diş. Dilini boşluğa soktu. Orası kocaman bir kapı gibiydi.
Sonra yeniden ıslık çaldı. Bu sefer ses ince ve parlak çıktı, tıpkı bir iğne gibi.
– Fiiiit!
Tekneler birer birer başını eğdi. Kırmızı tekne en çok eğildi. Martı kırıntıyı kaptı ve kanat çırparak uçtu.
Ece dişini sıkıca tuttu. Avucunda sıcacıktı. Suyun üstünde tekneler tık tık tık diye birbirine dokunuyordu, akşam şarkısı bitene kadar.