İlk deneyimlerTürkçe
Mavi Çiçeğin Kapısı
"Kapı açılmıyor," dedi Ela, kırmızı çantasını sıkıca tutarak.
Okulun bahçesinde her çiçek kendi saatinde açardı. Sabah olunca da mavi çiçek açar, okulun kapısı kendiliğinden aralanırdı. Ela bugün o kapıdan geçmek istiyordu. Okulun ilk günüydü ve pencerenin yanındaki sırada oturmak istiyordu.
Ama mavi çiçek kapalıydı. Öğretmen Nur Hanım kapıda duruyordu.
"Eskiden çiçeği nasıl açtığımızı herkes bilirdi," dedi. "Şimdi hiçbirimiz hatırlamıyoruz."
Ela çiçeğin önüne çömeldi.
"Açıl, açıl, mavi çiçek," dedi.
Çiçek kıpırdamadı.
Ela bu sefer şarkı söyledi. Çiçek yine kıpırdamadı. Sonra çantasından bir bisküvi çıkarıp yanına koydu. Çiçek bisküviyle de ilgilenmedi.
Tam o sırada yaprağın üzerinde küçük bir uğur böceği belirdi. Böcek acele ediyordu, çünkü kahvaltı için gelmişti. Sapın üzerinde tıpış tıpış yürüdü, yaprağın ucuna çıktı.
Mavi çiçek titredi.
Ela gözlerini açtı. Böcek biraz daha yürüdü. Çiçek bu sefer hafifçe kıkırdadı.
"Gıdıklanıyor!" dedi Ela. "Bütün sır buymuş!"
Parmağının ucunu çiçeğin yaprağına koydu ve çok yavaşça yürüttü. Tık, tık, tık.
"Açıl, açıl, mavi çiçek," diye fısıldadı.
Çiçek bir kıkırdadı, iki kıkırdadı. Sonra pat! diye açıldı. Kapı da ardına kadar aralandı.
Uğur böceği hiçbir şeyin farkında değildi. Kahvaltısını yapmak için çiçeğin içine daldı.
"Teşekkür ederiz, Ela," dedi Nur Hanım. "Bunu artık unutmayız."
Ela içeri girdi ve pencerenin yanındaki sıraya oturdu. Çantasını dizine koydu. Dışarıda çiçekler birer birer açıyordu. Sarısı açtı, pembesi açtı. Sınıfa güneş doldu ve Ela'nın yanakları ısındı.