Aile ve evTürkçe
Ördekli Bardak
Yeni evin mutfağında her yer koliyle doluydu.
Ela bir kolinin üstüne oturmuştu. Sütünü içmek istiyordu, hem de sarı ördekli bardağıyla. Başka bardakla olmazdı.
Babası kutuların arasında tencere arıyordu.
— Sütü ısıtacak tencereyi bulayım Ela'cığım, dedi. Sen de bardağına bak.
Ela dolabı açtı. Ördekli bardak üst rafta duruyordu. Ama Ela uzanamadı. Sandalye getirmek için döndü, dolabın kapısı da pat diye kapandı.
Şırrık! Dolabın içinden bir ses geldi.
Bu dolap böyleydi. Kapanınca rafları kendi kendine değiştirirdi. Babası ilk gün söylemişti, kimse de şaşırmamıştı.
Ela kapağı yeniden açtı. Üst rafta artık tabaklar vardı. Bardak yoktu.
Ela kapıyı kapattı, hemen açtı. Bu sefer raflarda kaşıklar duruyordu. Bir de tek bir çorap!
— Sen burada ne yapıyorsun? dedi Ela çoraba.
Bir daha kapattı, bir daha açtı. Bu sefer kâseler çıktı. Ördekli bardak yine yoktu.
Ela düşündü. Dolap ne zaman şırrık diyordu? Kapı kapanınca. Açıkken hiç ses çıkmıyordu.
— Anladım, dedi Ela. Kapatmazsam değiştirmez.
Kapının önüne küçük bir koli çekti. Kapı kıpırdamadan açık durdu. Sonra sandalyeye çıkıp raflara tek tek baktı. Tabaklar, kâseler, kaşıklar. En arkada, çorba kâselerinin arkasında, sarı bir gaga göründü.
— Buldum! diye bağırdı Ela.
Tam o sırada babası tencereyle geldi.
— Ben de tencereyi buldum! dedi. Hem de çamaşır kolisinin içinde.
Süt ısındı. Ela ördekli bardağı iki eliyle tuttu. Bardak sıcacıktı.
Babası koliyi ayağıyla itti, dolap yavaşça kapandı. Şırrık, dedi dolap, kendi kendine. Ela sütünü höpürdetti ve yeni evin mutfağında bacaklarını sallamaya başladı.