Aile ve evTürkçe
Ela ve Kırmızı Çorap
Ela sabah uyandığında yuvanın içinde kırmızı bir çorap buldu.
"Bu da nereden çıktı?" dedi.
Ela küçük bir leylekti. Yüksek, eğri bir ağacın tepesinde anne ve babasıyla yaşıyordu. Yuvada bir de yumurta vardı. Yakında içinden Ela'nın kardeşi çıkacaktı. Ela onun hiç üşümemesini istiyordu.
Ama yuvanın dibinde bir delik vardı. Rüzgâr oradan giriyor, "vuuu" diye ötüyordu. Anne yumurtanın üstünde oturuyordu ve kalkamazdı.
"Ela, deliği sen kapatır mısın?" dedi.
"Kapatırım!" dedi Ela.
Önce kalın bir dal getirdi. Dal deliğin içinden şırt diye düşüp gitti. Sonra bir tutam ot getirdi. Rüzgâr otu kaptı, havaya savurdu.
Baba bir kurbağayla geldi. "Ben yemek getiriyorum," dedi. "Delik senin işin, Ela."
Ela kırmızı çoraba baktı. Onu deliğe tıktı. Ama rüzgâr çorabı çekip aldı. Çorap uçtu ve bir dalın ucuna kondu.
Ela hoplayıp uzandı. Tam tutacaktı, çorap kaydı. Bir daha uzandı. Yine kaydı.
"Üçüncüde olacak," dedi Ela. Gerçekten de üçüncüde çorabı yakaladı.
Ama çorap yine kendi kendine durmadı. Deliğe koyunca kıpırdadı, kayacak gibi oldu. Ela durup düşündü. Çorabın örgüsünde küçük küçük aralıklar vardı. Ela ince bir dal aldı ve dalı aralıktan geçirdi. Sonra bir tane daha, bir tane daha. Dalların uçlarını yuvanın kenarına sapladı.
Çorap tuttu. Ucu dışarıda, kırmızı bir dil gibi sallanıyordu.
Baba güldü. "Yuvamızın dili çıkmış!"
Rüzgâr geldi, çoraba çarptı, ama içeri giremedi. Yuvanın içi sessizleşti. Anne kanatlarını biraz daha açtı.
O sırada yumurtadan küçücük bir ses geldi.
Tık.
Ela başını yumurtaya yaklaştırdı. Çorabın yanı sıcacıktı.
"Tık," dedi Ela de, çok yavaşça.