Mevsimler ve havaTürkçe
Sıcak Yaz, Parlak Ayak İzleri
Çatıdaki bahçede fenerler iplere asılıydı. Ela sabahtan beri oradaydı.
Yaz günüydü, hem de çok sıcak. Çatının taşları ayaklarını yakıyordu. Ela'nın bir planı vardı. Babaannesi akşam pazardan dönecekti. Ela, büyük leğeni serin suyla dolduracaktı. Babaanne yorgun ayaklarını içine koyacaktı. Sürpriz olacaktı!
Ela önce bardakla su taşıdı. Merdivenden çıkana kadar bardak boşaldı. Leğende sadece bir damla vardı.
"Olmadı," dedi Ela. "Başka türlü yapmalıyım."
Kovayı aldı. Kova dolu doluydu. Ela adım attı, kova şlap! diye sallandı. Su Ela'nın ayaklarına, etekliğine, burnuna bile sıçradı. Leğene ise yine az kaldı.
Güneş çatının arkasına iniyordu. Işık azalıyordu. Babaanne her an gelebilirdi.
Ela oturdu. Yere baktı. Islak ayak izleri parlıyordu. Bu yerde herkes bilirdi: ayak izleri bir saat boyunca hafifçe ışıldar. Ela'nın izleri merdivenden leğene kadar yanıyordu, küçük küçük, sarı sarı.
Ela izlerine baktı. İzler bir saksının yanında dönmüştü. Orada, saksıların arkasında yeşil bir şey vardı. Kıvrılmış, uzun bir hortum!
"Aa! Sen buradaymışsın!" dedi Ela.
Hortumu musluğa taktı. Ucunu leğene uzattı. Musluğu çevirdi. Hortum önce höykürdü, sonra fışşş! diye öyle bir fışkırdı ki Ela'yı baştan aşağı ıslattı. Yanındaki serçe cik! diye kaçtı, sonra dönüp leğenin kenarına kondu.
Ela gülerek hortumu leğene çevirdi. Su doldu, doldu, doldu.
Merdivende ayak sesleri duyuldu. Ela musluğu kapattı ve fenerlerin arkasına saklandı.
"Ela? Burası neden bu kadar parlıyor?" dedi Babaanne.
Çatının her yerinde küçük ışıklı izler vardı. Ortada serin, parlak bir leğen duruyordu. Babaanne ayaklarını suya soktu.
"Ah," dedi. "Çok güzel."
Ela gelip yanına oturdu. Suda iki çift ayak sallanıyordu. Fenerler yandı, serçe bir yudum içti, izler yavaşça söndü.