İçeriğe geç

Mevsimler ve havaTürkçe

Ela ve Sarı Ördek

Ela, sarı lastik ördeğini geri istiyordu.

Ördek, deniz fenerinin odasından düşmüştü. Pencerenin dışındaki oluğa sıkışıp kalmıştı. Yağmur yağıyordu ve akşam yavaş yavaş kararıyordu. Birazdan dedesi fenerin lambasını yakacaktı. Ela ördeği olmadan uyuyamazdı.

— Bekle beni, Sarı! dedi Ela.

Balkona çıktı. Oluk uzun bir teneke yola benziyordu. Ördek tam ortasında duruyordu. Ela parmak uçlarında kalktı ama eli yetişmedi.

Süpürgeyi getirdi. Sapıyla ördeği dürttü. Ördek kımıldamadı, daha da sıkıştı.

— Bekle beni, Sarı, dedi Ela yine.

Korkuluğun üstünde bir martı duruyordu. Yağmurdan kaçmıştı, yağmur dinsin diye bekliyordu. Başka işi yoktu. Kanatlarını silkeledi, Ela'nın yüzüne damlalar sıçradı.

— Gaak, dedi martı.

— Yardım etmeyecek misin? dedi Ela.

Martı başını çevirip denize baktı.

Ela da oluğa baktı. Yağmur suyu ördeğin arkasında birikiyordu. Su yükseliyordu ve ördek azıcık sallanıyordu.

— Su onu itiyor, dedi Ela. Daha çok su lazım!

Koşup odadan büyük sürahiyi getirdi. Suyu ördeğin arkasına boşalttı. Ördek sallandı, kıpırdadı, kaydı. Oluğun ucuna kadar gitti ve balkondaki su birikintisine düştü.

Bom!

Birikinti bir davul gibi çaldı. Ördek havaya fırladı. Ela kollarını açtı ve ördek tam kucağına indi.

Martı korkuyla bir adım zıpladı. Sonra tüylerini düzeltti, hiçbir şey olmamış gibi yine denize baktı.

Tam o sırada fenerin lambası yandı. Işık yavaşça dönüp koyun üstünden geçti. Yağmur birikintiye damlıyordu, bom, bom, çok hafif. Ela ıslak ördeğini göğsüne bastırdı ve ördek sıcacık oldu.