Mevsimler ve havaTürkçe
Ela'nın İlk Kar Eldiveni
Ela köyün en küçük kızıydı ve şapkasında kırmızı bir çan vardı. Yürüdükçe tıngır tıngır ederdi.
Bir sabah Ela pencereden baktı. Gökten beyaz tüyler iniyordu. Yılın ilk karıydı!
"Babaanneme bir kar tanesi götüreceğim," dedi Ela. Babaannesinin dizi ağrıyordu ve evden çıkamıyordu. Ama her yıl ilk karı birlikte karşılarlardı.
Ela dışarı koştu ve avucunu açtı. Bir kar tanesi kondu, hemen su oldu.
"Olmadı," dedi Ela.
Bir fincan getirdi. Kar tanesi fincanda da su oldu.
"Tepe daha soğuktur," dedi Ela. "Orada erimez."
Mırıltı Tepesi'ne doğru yürüdü. Bu tepe yağmur yağınca mırıldanırdı, bunu herkes bilirdi. Bugün sessizdi, çünkü kar yağıyordu.
Yol uzundu. Yukarı, yukarı. Tıngır tıngır, yavaş yavaş.
Yarı yolda bir keçi duruyordu. Keçi kuru ot arıyordu. Burnuna bir kar tanesi kondu.
"Me-e-hapşu!" dedi keçi.
Ela kıkırdadı. Keçi başını çevirip otunu aramaya devam etti.
Tepenin başında Ela bir kar tanesi yakaladı. Hop! Rüzgâr onu uçurdu. Bir tane daha yakaladı. Rüzgâr onu da aldı.
"Yine olmadı," dedi Ela ve elini indirdi.
Tam o sırada eldivenine baktı. Eldivenin yünü tüylüydü. Tüylerin arasında bir kar tanesi oturuyordu, küçücük bir yıldız gibi. Erimemişti!
Ela bir elini eldivenin üstüne kapadı, rüzgârdan sakladı. Sonra eve doğru yürüdü. Yavaş yavaş, tıngır tıngır.
Babaanne penceredeydi. Ela kapıdan girdi, eldivenini uzattı.
"Bak Babaanne. İlk kar."
Babaanne gözlüğünü düzeltti ve eğildi. Eldivenin üstünde kar tanesi ışıl ışıl parlıyordu. Ela başını oynattı, şapkasındaki çan bir kez daha tıngırdadı.