Mevsimler ve havaTürkçe
Defne ve Sarı Yapraklar
Büyük kayın ağacının tepesinde, üç dalın arasına kurulmuş küçük bir ev vardı. Defne her sabah oraya tırmanırdı.
Bugün sonbahardı ve kayının yaprakları sararmıştı. Defne evinin tahta zeminini sarı yapraklarla kaplamak istiyordu. Güneş gibi sarı, battaniye gibi yumuşak bir zemin olacaktı.
Ama yapraklar aşağıda, çimenlerin üstündeydi.
Defne önce ceplerini doldurdu. Yukarı çıkınca elini soktu. Yapraklar çıt çıt ufalanmıştı. Elinde sarı kırıntılar kalmıştı.
"Olmadı," dedi Defne.
Sonra bir sepet aldı ve ipe bağladı. Sepeti yaprakla doldurdu, ipten çekti. Tam yukarı varacaktı ki rüzgâr esti. Yapraklar sepetten uçtu, hışır hışır aşağı döküldü.
Aşağıda bir kirpi yürüyordu. Dikenlerine bir sürü yaprak yapışmıştı. Kirpi yürüyen bir yaprak yığınına benziyordu.
"Hey, bunlar benim yapraklarım!" dedi kirpi. "Kış yatağım için topluyorum."
"Ben de topluyorum," dedi Defne. "Ama yukarı çıkaramıyorum."
"O senin işin," dedi kirpi ve yaprak toplamaya devam etti.
Defne yere oturdu ve düşündü. Başını kaldırdı. Tam tepesinde kayının dalları vardı. Dallar sapsarı yapraklarla doluydu.
"Ha!" dedi Defne. "Yapraklar zaten burada!"
Hemen yakındaki dalı iki eliyle tuttu. Salladı. Salladı, salladı.
Yapraklar yağmur gibi yağdı. Defne'nin başına, omuzlarına, tahta zemine yağdı. Bir kısmı da aşağı kaçtı. Pat! Biri kirpinin burnuna kondu.
"Hapşu!" dedi kirpi. Sonra güldü. "Bana da yaradı, sağ ol!"
Defne tahta zemine baktı. Her yer sarıydı. Uzandı, sırtının altında yapraklar hışırdadı.
Aşağıdan kirpinin yaprak çekiştirdiği ses geliyordu. Yukarıda kayının dalları yavaşça sallanıyordu. Defne gözlerini kapattı ve bir yaprak daha, usulca göğsüne kondu.