Hayal gücü ve merakTürkçe
Ela ve Minik Korsan Gemisi
Ela, minik korsan gemisiyle fasulye filizini güneşli rafa götürmek istiyordu.
Ela küçücük bir korsandı. Gemisi bir sabun kutusu kadardı. Direğinde de bir çan asılıydı. Rüzgâr hangi yöne dönse, çan kendi kendine çalardı. Serada bu işe kimse şaşmazdı.
Filiz gölgeli rafta duruyordu. Yaprakları biraz solgundu. Güneş ise öbür rafa vuruyordu. İki rafın arasında uzun bir su oluğu vardı. Bir adımda geçilmezdi, iki adımda da geçilmezdi.
"Filizcik, sana güneş getireceğim," dedi Ela.
Saksıyı dikkatle güverteye koydu. Tam o sırada bir salyangoz gemiye tırmandı.
"Ben de öbür raftaki marula gidiyorum," dedi salyangoz. "Ama acele etmem."
"Tamam," dedi Ela. "Yavaş yavaş, minik gemi."
Önce kaşıkla kürek çekti. Şıp, şıp, şıp! Gemi yerinde dönüp durdu.
Sonra yelkene üfledi. "Fuuu!" Gemi azıcık sallandı. Salyangoz hemen kabuğuna girdi.
"Ben bir şey yapmadım," dedi kabuğun içinden.
Ela oturdu ve düşündü. Su da durgundu, hava da durgundu. Sonra çan çaldı.
Çın!
Ela başını kaldırdı. Kapıdan serin bir rüzgâr giriyordu, hem de yeni bir yönden. Çan bunu ondan önce anlamıştı.
"Rüzgâr döndü!" dedi Ela.
Yelkeni hemen o yana çevirdi. Bez şişti. Gemi kıpırdadı, sonra süzülmeye başladı.
"Yavaş yavaş, minik gemi," dedi Ela.
Saksı sallanmasın diye iki eliyle tuttu. Salyangoz kabuğundan çıkıp yalnızca bir gözünü gösterdi.
"Su çok geniş görünüyor," dedi.
"Ama biz geçiyoruz," dedi Ela.
Gemi rafın kenarına geldi. Tok! diye hafifçe çarptı. Ela saksıyı kaldırıp güneşin altına koydu. Salyangoz da yavaşça indi ve marula doğru gitti. Arkasında ince, parlak bir iz bıraktı.
Ela direğin dibine oturdu. Filizin yaprağı güneşte yavaşça açıldı. Çan bir kez daha, çok usulca çaldı.