Hayal gücü ve merakTürkçe
Mum Alevli Duman
Duman küçük bir ejderhaydı ve ateşi bir mum alevi kadardı.
Samanlığın tavanında bir halat salıncak asılıydı. Köyde herkes bilirdi: Sayarak sallanana salıncak daha yükseğe çıkardı. Kimse buna şaşırmazdı.
O sabah Duman, tavana kadar çıkmak istiyordu. En tepeye, kirişlere dokunmak istiyordu. Ama aşağıda Anneanne çaydanlığı ocağa koymuştu.
"Çaydanlık kaynayana kadar sallan, sonra kahvaltı!" demişti.
Duman uzun merdiveni tırmandı. Bir basamak, bir basamak, bir basamak daha. Sonunda salıncağa oturdu.
"Bir, iki, üç!"
Salıncak kalktı, sonra yavaşladı. Duman'ın bir sırrı vardı: Üçten sonrasını bilmiyordu.
"Bir, iki, üç!" dedi yine. Salıncak biraz daha çıktı. "Bir, iki, üç!" Biraz daha. Ama tavan hâlâ çok uzaktı. Aşağıda çaydanlık mırıldanmaya başladı.
Köşede kahverengi bir tavuk, yumurtalarının üstünde oturuyordu. Duman'a bakmadı bile. Kendi işiyle uğraşıyordu.
"Üçten sonrasını bilmiyorum," diye fısıldadı Duman.
"Gıt gıt," dedi tavuk, yalnızca yumurtalarına bakarak.
Duman bacaklarını salladı. Olmadı. Karnını ileri attı. Yine olmadı. Sonra tavuğun altındaki yumurtalara baktı. Yumurtalar bir, iki, üç… ve bir tane daha vardı!
"Dördüncüye ne diyeceğim ki?" diye düşündü. Sonra gülümsedi.
"Bir, iki, üç, çörek!" diye bağırdı.
Salıncak yukarı fırladı! "Bir, iki, üç, çörek, kaşık, elma!" Salıncak daha da yükseldi. Duman'ın kulakları rüzgârda çırpındı. Eli kirişe değdi. Saman tozları yağmur gibi döküldü, tavuğun başına kondu.
"Gıt!" dedi tavuk, kızgın kızgın.
Tam o sırada aşağıdan ince bir ses geldi: "Çiiiit!" Çaydanlık kaynamıştı.
Salıncak yavaş yavaş geri geldi. Saman tozları havada süzüldü. Duman'ın burnu gıdıkladı ve küçücük bir alev çıktı: "puf!"
Tavuk başındaki samanı silkeledi, yumurtalarının üstüne yeniden oturdu ve gözlerini kapadı.