İçeriğe geç

Toplumda mesleklerTürkçe

Yeşil Işıklı Köşe

"Ah, köşem bu sabah çok üşümüş," dedi Kütüphaneci Sevim Hanım. Ela hemen kitabını bıraktı ve kulak kesildi.

Sevim Hanım çaydanlığı ocağa koyup arka odaya gitti. Ela'nın aklına bir şey geldi. Sevim Hanım'ın en sevdiği yer, pencerenin yanındaki yeşil koltuktu. Ela o köşeyi ısıtacaktı.

"Çaydanlık kaynayana kadar vaktim var," dedi.

Köşeye koştu. Koltuğun önünde kocaman bir kitap yığını duruyordu. Perde de kapalıydı. Ela önce koltuğu pencereye doğru itti. İtti, itti. Koltuk kıpırdamadı bile.

"Olmadı," dedi. "O zaman kitapları kaldırayım."

Kitapları kucakladı. Kule gibi yükseldiler. Kule sallandı, sallandı ve güm! Kitaplar yere döküldü.

Yığının içinden küçük bir miyav geldi. Gri kedi Pamuk başını uzattı. Kitapların arası sıcak olduğu için orada uyuyordu. Esnedi, Ela'ya baktı, sonra yine kıvrılıp gözlerini kapadı.

Ela yere oturdu. Ne koltuk kımıldamıştı ne de kitaplar toplanmıştı. Arka odadan çaydanlığın ince sesi geldi: ciiiz.

Su kaynayana kadar çok az vakit kalmıştı.

Ela yukarı baktı. Perdenin kenarından yere ince bir ışık çizgisi düşüyordu. Bu kütüphanenin penceresi her gün yere başka bir renk boyardı. Bugün yeşildi. Ama perde kapalıydı, yeşil ışık köşeye giremiyordu.

"Perde!" dedi Ela.

Perdeyi sonuna kadar çekti. Yeşil ışık koltuğa, yere ve Pamuk'un tüylerine doldu. Köşe bir anda yaz çayırı gibi ısındı.

Ela kitapları tek tek koltuğun yanına dizdi. Pamuk bu sefer hiç şikâyet etmedi.

Sevim Hanım elinde çay bardağıyla geldi. Durdu, gülümsedi.

"Köşem uyanmış," dedi.

Koltuğa oturdu. Ela da yeşil ışığın içine, onun ayaklarının dibine oturdu. Bardaktan ince bir buhar yükseldi, Pamuk mırıldanmaya başladı, köşe de bütün sabah sıcacık kaldı.